Takvimler 6 Şubat 2023'ü gösteriyordu. Sabaha karşı 04.17'de Türkiye büyük bir felaketle sarsıldı. 11 şehrimizi kapsayan bu büyük depremde acıların en büyüğü yaşanmıştı. Kahramanmaraş merkezli asrın felaketi olan depremde 50 bini aşkın canımızı kaybettik. Binlerce ailenin ocağı söndü; hayalleri, umutları, gelecekleri yok oldu. Deprem sonrası yaşanılan can pazarı bunun beraberinde doğan liyakatsizlikler, sorumsuzluklar, bahaneler...
Bu hengamede bunca şeye rağmen milletimizin göstermiş olduğu birlik ve bütünlük çok değerliydi. Aradan 3 yıl geçti. Bizler bir şekilde yaralarımızı sarmaya çalışırken, yaşanılan felaketi atlatmaya çalışırken sevdiklerini kaybedenler için bu durum pek de kolay değil. Adıyaman'da depremde eşini ve iki evladını yitiren öğretmen bir babanın, kendisi ve 12 yaşındaki evladının canına kıyması bu tarifsiz acıyı bizlere gösterir nitelikte. Psikososyal yardım almak, maddi ve manevi her türlü yardımı yapmak yetersiz kalıyor. Deprem sonrası yaşanılan bunalımlar göz ardı edilmemeli. Hayatta kalma suçluluğu ile yaşanılan trajediler, deprem sonrası travmatik yaşantıların etkisi ve başa çıkma yolları, bunalımdaki insanları intihara yönlendiriyor. Bu olaylar da bizlere başka bir sarsıntı yaşatıyor.
Ve evet Unutmayacağız!
Deprem felaketini asılsız "baraj patlaması" yalanlarıyla kaosa çevirenleri,
Yıkılan binaların altında binlerce can bırakıp serbest kalan müteahhitleri ve sorumluları,
Enkaz altında can verirken diploması çalınan, kaybettiği canının yanında bir de "diplomasına sahip çıkmamakla" suçlanan Nesibe Kaya Zabun’u,
Can pazarı yaşanırken hırsızlık yapanları, fahiş fiyatlarla kederden pay çıkarmaya çalışan fırsatçıları,
Halkın bağışlarıyla ayakta duran kurumların, en büyük acının ortasında çadır ve konserve satışı yapmasını ticaret sayanları,
Biz can derdindeyken koltuk kavgası verenleri ve kameralar karşısında kahkaha atanları...
Daha nicelerini...
Acımız taze, hafızamız diri. Hiçbirini unutmayacağız.

Yorum Yazın