Kainatın yaratılışındaki o muazzam nizam, tek bir merkeze, tek bir "Nura" işaret eder: İnsanlığın iftihar tablosu, Allah Resulü (s.a.v.). Rivayet odur ki; yaratılan tüm alemler, gelip geçen 124 bini aşkın peygamber ve devasa gök kubbe, aslında O’nun teşrif edeceği o kutlu gün için bir hazırlıktır. İman ile inkarın keskin çizgisi, insanoğluna Allah ve Resulü yolunda bir imkan kapısı açmıştır. Unutmamak gerekir ki; bu iki yoldan yalnızca biri nura, yani ebedi kurtuluşa çıkar.
Rabbimiz, Hac Suresi 46. ayetinde bizlere sarsıcı bir gerçeği hatırlatır: “Gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lakin göğüsler içindeki kalpler kör olur.” İşte bu körlüğü aşabilen, basiret sahibi her ruh, "Kainatın Efendisi"ne duyulan tevekkülün ve O’nun yüce makamının farkına varır.
Türk Milletinin Peygamber Sevdası
Bir neferi olmaktan onur duyduğumuz İslam sancağını yüzyıllardır en yüksekte tutan atalarımız, Hz. Peygamber’e duyulan aşkı sadece kalplerine gömmemiş, bunu benzersiz bir edebi külliyata dönüştürmüşlerdir. Bugün dünyada Hz. Peygamber (s.a.v.) üzerine yazılan şiir ve naatların yaklaşık %80’inin Türkçe olması, bu aziz milletin "Peygamber Aşığı" olduğunun en somut nişanesidir. Bizler, O’nun sevgisiyle yoğrulan, "Mehmetçik" ismini bile O’nun mübarek adından (Muhammed) alan bir milletin evlatlarıyız.
Gaziantep’te ziyarete açılan Mukaddes Emanetler Sergisi, bu köklü aşkın ve sadakatin bir izdüşümü niteliğindedir. Sergide Osmanlı’nın izlerini görmek, tarihe bir kez daha şahitlik etmektir. Bizler asırlarca Kabe’nin hizmetkarı, Mescid-i Aksa’nın muhafızı olmuşuzdur. Bugün hala Kudüs’teki resmi törenlerde fesli muhafızların tokmaklarıyla devam ettirdiği o asil gelenek, Osmanlı ruhunun sönmeyen ateşidir.
Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur:
“Ya öğreten ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol, ya da bunları seven ol. Sakın beşincisi olma, yoksa helak olursun.”
Bizler de bu düsturla; ya öğrenerek ya da bu kutlu yola hizmet edenleri severek ömrümüzü bereketlendirmeliyiz. Gerçek zenginliğin, Allah ve Resulü’nü tanımak olduğu şuuruyla; İslam’a ve bu kutlu davaya karınca misali bir nebze katkımız olduysa, işte bizim için "ölümsüzlük" budur.
Bu manevi iklimi şehrimize taşıyan, gönül dünyamızı aydınlatan bu serginin hayata geçmesinde emeği olan başta Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve İl Müftülüğü olmak üzere, tüm gizli kahramanlara şükranlarımı sunuyorum. Maneviyatımızı güçlendiren bu tür çalışmaların daim olmasını temenni ediyorum.
Anam, babam ve canım sana feda olsun Ya ResulAllah! Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah.

????
☝????♥️