Bir Kurban Bayramı’na daha ulaşmanın huzurunu yaşarken, gönüllerimizin bir yanında bayram sevinci, diğer yanında ise insanlığın yaşadığı acıların derin hüznü bulunmaktadır. Bayramlar; sadece takvim yapraklarında yer alan özel günler değil, aynı zamanda vicdanların harekete geçtiği, kardeşliğin yeniden güç kazandığı, merhametin ve paylaşmanın toplumun her kesimine yayıldığı müstesna zamanlardır.
Bugün dünyaya baktığımızda, insanlığın büyük bir imtihandan geçtiğini görmekteyiz. Gazze’de masum çocukların bombalar altında can verdiği, Doğu Türkistan’da kimliklerin yok edilmeye çalışıldığı, Sudan’da açlık ve savaşın insanlığı tükettiği, mazlum coğrafyalarda milyonlarca insanın hayatta kalma mücadelesi verdiği bir çağda yaşamaktayız. Teknolojinin zirveye ulaştığı, insanlığın uzaya çıktığı bir dönemde; vicdanın, adaletin ve merhametin hâlâ yeryüzünde eksik olması hepimiz adına büyük bir utançtır.
Kurban Bayramı bizlere Hz. İbrahim’in teslimiyetini, Hz. İsmail’in sadakatini ve insanlığın fedakârlık ruhunu hatırlatmaktadır. Kurban; sadece bir ibadet değil, bencilliği kesip atmak, paylaşmayı çoğaltmak, yoksulun elinden tutmak, yetimin başını okşamak ve insanlığın ortak vicdanını ayağa kaldırmaktır. Gerçek bayram; komşusu açken tok yatmayanların, mazlumun yanında duranların, zalime karşı hakkı haykıranların bayramıdır.
Türkiye olarak da zor bir süreçten geçiyoruz. Ekonomik sıkıntılar, sosyal kırılmalar, gençlerin gelecek kaygıları, ahlaki yozlaşma, kültürel savrulmalar ve toplumsal kutuplaşmalar milletimizin en önemli meseleleri arasında yer almaktadır. Ancak tarih boyunca nice badireleri imanla, birlikle ve dayanışmayla aşan aziz milletimizin bugün de aynı ruhla ayağa kalkacağına olan inancımız tamdır. Çünkü bu millet; Malazgirt’in, Çanakkale’nin, Sakarya’nın ve milli mücadele ruhunun mirasçısıdır.
Bugün bizlere düşen görev; umutsuzluğu değil umudu büyütmek, ayrışmayı değil kardeşliği güçlendirmek, öfkeyi değil merhameti hâkim kılmaktır. Özellikle gençlerimizi milli ve manevi değerlerle yetiştirmek, onları sadece akademik başarıya değil; ahlaklı, vicdanlı ve şuurlu bireyler olmaya yönlendirmek zorundayız. Çünkü geleceğin güçlü Türkiye’si; köklerinden kopmayan, tarihini bilen, inancına ve medeniyetine sahip çıkan nesillerle yükselecektir.
Kurban Bayramı’nın; başta Gazze olmak üzere tüm mazlum coğrafyalarda akan kanın durmasına, savaşların sona ermesine, insanlığın yeniden vicdan ve adalet etrafında birleşmesine vesile olmasını temenni ediyoruz. Rabbim; ümmet coğrafyasına huzur, milletimize birlik ve beraberlik, insanlığa ise merhamet ve hikmet nasip etsin.
Bu vesileyle; aziz milletimizin, Türk-İslam âleminin ve tüm insanlığın Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyor; sağlık, huzur, bereket ve kardeşlik içerisinde nice bayramlara ulaşmayı Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.
Şerif Özdemir
Parsanti İlim Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı
Çağın Dili Stratejik Eğitim Bilim ve Kültür Derneği Başkanı

Yorum Yazın