İsrâ ve Miraç olayını anlamak, aslında Mescid-i Aksa’yı anlamaktır. İsra demek, Kudüs demektir. Miraç’ı anlamak ise namazı, duayı, insanı ve İslâm’ı kavramaktır; çünkü Miraç demek, namaz demektir.
Peki, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) neden bir gecede Mescid-i Aksa’ya götürüldü? Allah Azze ve Celle neden diğer mukaddes beldelerle birlikte Kudüs’ü seçti?
Buradan açıkça anlamak gerekir ki; Allah, Kudüs’ü bir kavmin mülkü kılmamış, onu Müslümanlara bir emanet olarak sunmuştur. Mescid-i Aksa’nın gerçek muhafızları, Kudüs işgal altındayken gözüne uyku dahi girmeyen Selahaddin Eyyubi’dir. Etrafı kuşatılmasına rağmen düşmana bir karış toprak vermeyen Sultan II. Abdülhamid Han’dır. Kudüs’ün son nöbetçisi, o mukaddes emaneti bırakmayan Iğdırlı Onbaşı Hasan’dır.
Onlar, İsra ve Miraç olayının şuuruna eren ve Allah’ın Müslümanlara hediyesi olan namazın ilk kıblesine sonuna kadar sahip çıkan mücahit ruhlu atalarımızdır.
Bugün kendimize sormamız gereken şudur: Bizler atalarımızın yolundan gidiyor muyuz? İslam’ın son sancağını taşıyan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimizin ümmetine yakışır davranıyor muyuz?

Kalemin keskin yolun ve bahtım açık olsun kızım
?☝️?❤️
Seni tebrik ediyorum başarılarin daim olsun ????