OKUL + AİLE + SOKAK = EĞİTİM
GÜNDEM
Bugün burada hepimizi yakından ilgilendiren, sadece bir okulun ya da bir ailenin değil, bütün bir toplumun meselesi haline gelmiş çok önemli bir konuyu konuşmak üzere bir araya geldik. Son dönemde okullarda yaşanan şiddet olayları, gençler arasında artan öfke, saldırganlık ve kontrolsüz davranışlar artık sıradan bir haber haline gelmiştir. Televizyonlarda, sosyal medyada, okul bahçelerinde ve sokaklarda gördüğümüz bu manzaralar hepimize şu soruyu sorduruyor:
Nerede hata yapıyoruz?
Bir çocuk dünyaya geldiğinde masumdur. Onun kalbi temiz, zihni berraktır. Fakat zamanla aldığı eğitim, gördüğü davranışlar ve yaşadığı çevre onun karakterini şekillendirir. İşte tam bu noktada çok önemli bir gerçeği hatırlamamız gerekiyor:
Eğitim sadece okulda verilmez. Eğitim bir bütündür. Eğitim, okulun, ailenin ve sokağın birlikte oluşturduğu bir süreçtir.
Okul, çocuğun bilgiyle tanıştığı yerdir. Disiplinin, sorumluluğun ve düzenin öğretildiği mekândır. Öğretmenler sadece ders anlatan kişiler değil, aynı zamanda karakter inşa eden rehberlerdir. Ancak bugün öğretmenlerimizin omuzlarına çok ağır bir yük yüklenmiştir. Sınıflar kalabalık, sorunlar çeşitlidir ve çocukların hayatına etki eden faktörler sadece okulun duvarlarıyla sınırlı değildir.
Bir öğrenci sabah okula gelirken yanında sadece çantasını getirmez. Evde yaşadığı sorunları, gördüğü davranışları, sokakta öğrendiği alışkanlıkları da beraberinde getirir. Eğer bir çocuk evinde şiddet görüyorsa, sokakta kötü örneklerle karşılaşıyorsa ve okulda kendini yalnız hissediyorsa, o çocuğun öfke üretmesi kaçınılmaz hale gelir.
Aile, çocuğun ilk okuludur. Çocuk konuşmayı, davranmayı, sevmeyi ve saygı duymayı önce ailesinden öğrenir. Bir çocuk anne babasının birbirine nasıl davrandığını izler. Eğer evde bağırmak, kırmak, vurmak normalleşmişse, çocuk için şiddet sıradan bir davranış haline gelir.
Bugün birçok aile geçim derdi, iş stresi ve hayatın zorlukları içinde çocuklarına yeterince zaman ayıramamaktadır. Çocuklar sevgiye aç kalmakta, ilgi yerine ekranlarla büyümektedir. Telefonlar, tabletler ve sosyal medya çocukların öğretmeni haline gelmiştir. Fakat ekranlar sevgi vermez, merhamet öğretmez, sabır kazandırmaz.
Sokak ise çocuğun gerçek hayatla tanıştığı yerdir. Sokakta öğrenilen davranışlar bazen okulda öğrenilen bilgilerden daha güçlü olabilir. Bir çocuk yanlış arkadaş çevresine girdiğinde, kendini kabul ettirmek için riskli davranışlar sergileyebilir. Aidiyet ihtiyacı, onu şiddete, suça ve tehlikeli alışkanlıklara sürükleyebilir.
Bugün okullarda yaşanan şiddet olayları bize aslında bir gerçeği göstermektedir. Bu olaylar bir sonuçtur, sebep değildir. Sebep; ilgisizliktir, sevgisizliktir, rehbersizliktir ve yalnızlıktır.
Bir genç kendini değersiz hissediyorsa, öfkesini kontrol etmeyi öğrenmemişse ve hayatında umut görmüyorsa, şiddeti bir çözüm yolu olarak görebilir. Oysa şiddet hiçbir sorunu çözmez; aksine yeni sorunlar doğurur.
Bir okulda yaşanan bir şiddet olayı sadece o öğrenciyi değil, bütün toplumu etkiler. Güven duygusu zedelenir, eğitim ortamı bozulur ve gelecek nesiller için karanlık bir tablo ortaya çıkar.
Bu nedenle çözüm tek bir kurumun değil, hepimizin sorumluluğudur.
Okul, sadece ders anlatan bir yer olmaktan çıkmalı; çocukların kendini güvende hissettiği, değer gördüğü ve destek bulduğu bir ortam haline gelmelidir. Aile, sadece maddi ihtiyaçları karşılayan bir yapı olmaktan çıkmalı; sevginin, anlayışın ve rehberliğin merkezi olmalıdır. Sokak ise kontrolsüz bir alan olmaktan çıkmalı; gençlerin enerjisini doğru yönlendirecek sosyal faaliyetlerle desteklenmelidir.
Bir çocuğa sahip çıkmak, bir geleceğe sahip çıkmaktır.
Unutmayalım ki hiçbir çocuk kötü doğmaz. Her çocuk öğrenir. Eğer iyiliği öğretirsek iyi olur, şiddeti öğretirsek şiddet üretir.
Bugün burada konuştuğumuz konu sadece bir eğitim meselesi değildir. Bu konu bir insanlık meselesidir. Bir vicdan meselesidir. Bir gelecek meselesidir.
Eğer çocuklarımızı korumak istiyorsak, onların kalbine dokunmak zorundayız. Onlara sadece bilgi değil, değer kazandırmak zorundayız. Onlara sadece disiplin değil, umut vermek zorundayız.
Çünkü bir toplumun gerçek gücü silahlarında değil, yetiştirdiği gençlerdedir.
Ve sözlerimi şu cümleyle bitirmek istiyorum:
Bir çocuğu eğitmek, bir insanı kurtarmaktır.
Bir insanı kurtarmak, bir toplumu kurtarmaktır.
İlginizi Çekebilir